Çocuk Psikoloğu


Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu / Pedagojinin Önemi

"Pedagog (Çocuk Psikoloğu)" Kimdir:

Çocuk Psikoloğu kelimesi Türkiye’de Pedagoji Bölümü kalktığı için zaman zaman halk arasında Pedagog yerine kullanılan bir isim olabilmektedir ama gerçekte kullanılması gereken isim pedagogdur. Bazen çocuk gelişimi okuyan insanların çocuk psikoloğu olduğu gibi yanlış bir takım algılar oluşabilmektedir, bu kişiler çocuk psikoloğu değildir. Fakat Çocuk Psikoloğu yani pedagog olarak kendini tanımlayabilmesi için bir kişinin yurtdışında pedagoji bölümü okuması ya da Türkiyede Psikolojik Danışmanlık ve rehberlik ya da psikoloji bölümünü okuduktan sonra yüksek lisans ve çocuk üzerine bir takım eğitimler alması gerekmektedir.

 

 

Merkezimizde Sunulan Pedagog / Çocuk Psikoloğu Hizmetlerimizden bazıları:

  • Hiperaktivite ve dikkat eksikliği
  • Okul başarısızlığı
  • İnternet, TV, Bilgisayar Bağımlılıkları
  • Alt ıslatma
  • Gece korkuları
  • Fobiler
  • Yalan söyleme
  • Tikler
  • Motivasyon sorunu
  • Yeme bozuklukları
  • Özgüven eksikliği

Gibi konularda sorun yaşıyor ve çözüm arıyorsanız merkezimizi arayarak randevu talep edebilirsiniz.

Çocuk Psikoloğu İstanbul

Bizler çocuklarımızın özgüveni yüksek, kendinden emin bireyler olmasını isteriz. Çocukta benlik duygusu ve özgüveni sağlamak üzerine annelere ne iş düşüyor?

Annenin çocuk üzerinde etkisinin ne kadar büyük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu kelimelere dökecek olursak, çocuk beslenme korunma hayatta kalabilme, ilgi görme gibi olgularını anneden alır diyebiliriz. Anne ise yavaş yavaş hem onu korur hem de sosyal yaşamı ve iç dünyasında içinde bulunduğu duygusal sosyal açlığı da çocukla gidermeye başlar. Annenin çocukla ilgili vasıfları yerine getirirken içinde bulunduğu duygusal durumun çocukta yaratacağı etkinin üzerinde çok fazla durmak gerekir.

Çocuklar doğduğu andan itibaren yaşamında bir şeyleri tecrübe etmesi gerekiyor. Tatmayı, dokunmayı, düşmeyi, kalkmayı… Çocuk ancak bir şeyleri denedikten sonra kendi aklına güvenmeye başlıyor. Annenin burada çocuğa olan etkisi çocukta iki farklı yol izlemeyi yaratıyor. Çocuk ya;

-Ben aklımı kullanacağım der. Veya

-Ben annemin aklını kullanacağım der.

Annelerin çoğu maalesef ki onların bizim yani annelerinin akıllarını kullanmasını isteyerek veya istemeyerek empoze eder. Bu zararlı bu sıcak bu tehlikeli bu olabilir bu olamaz, bu yasak. Bitti. 6 yaşındaki bir çocuk annelerinin söylediklerini onaylamak yerine, aslında bir şeylerin çok farklı da olabileceğini düşünebilir. Ama bunu düşünürken aynı zamanda otoriteye karşı çıkmanın vereceği suçluluk duygusunu da hisseder. Çelişkiler yumağı içerisinde kalır. Bu durumlar çocuklarda obsesyon (takıntı) veya anneye öfke gibi sorunları da beraberinde getirebilir.

Annenin otoritesindense sağlıklı yönlendirmesi ve fazla müdahaleci olmamasıyla büyüyen çocuk ise, 15-16 yaşına geldiğinde başkasının aklına başkasının fikrine abartılı şekilde güvenmemeye başlıyor. 0-6, 6-13 yaşları arasında onu dünyaya getiren anne olarak siz ona yeteri özgüveni verdiyseniz çocuk 15-20 yaşına geldiğinde biat etmemeyi öğrenir. Kendi aklı ile diğer akılları çarpıştırarak sentez yapabilmeyi öğrenir. Diğer türlü ise 20 yaşına gelse bile kendine üst akıl olarak gördüğü kişilerin peşinden gidecek, sorgulamadan direkt biat edecektir.

Çocuk Psikoloğu Ne Yapar?

Çocuklarımızı yetiştirirken cümlelerimizi nasıl seçmeliyiz? Hitap ve konuşma tarzımızda nelere dikkat etmeliyiz?

Şöyle bir dönüp geçmişi hatırlamamız istense mutlaka yıllar öncesinden anne veya babamızın bizlere söylediği bir takım kelimeler çınlar kulağımıza. Hepimizin geleceğini iyi veya kötü ama bir şekilde etkilemiştir bu kelimeler. Çünkü bizi dünyaya getiren anne ve babanın ağzından çıkmıştı ve küçük dünyamızda bu kelimeler her şey demekti. Yaşamımız bakış açımız biraz da bunlara göre şekillendi, umut verdi, üzdü, belki kalıcı ruhsal hasarlar bıraktı. Kelimeler eylemlerden daha uzun bir ömre sahiptirler.

Güncel anlamda konuşacak olursak, yaşamın içinde çocuklarımıza söylediğimiz bir takım kelimeler de riskli kelime gruplarının içerisinde yer alıyor. Onları ruhsal anlamda iyi veya kötü etkileyip, yaşamını ciddi anlamda o veya bu şekilde şekillendiriyor. Bu kelimeler şunlar veya bunlar diye uzun bir liste çıkaramayız, lakin sizin çocuğunuzla olan iletişiminizdeki kelimelerin ne etki yarattığını ancak onunla onun hissettikleri hakkında konuşarak algılayabiliriz. Ama ben bir pedagog olarak yıllardır yapmış olduğum çalışmalarda çok ciddi üç kelimenin etkisinden söz etmek istiyorum sizlere.

Kelimelerin ilki ‘daha’

Yine yaşamın içinden bir takım örneklerle sizlerin de belki gülümseyerek belki dudak ısırarak dinleyeceğiniz şekilde anlatmak istiyorum bunları.

Çocuk okuldan geliyor, matematikten 80 aldığını söylüyor, anne çok güzel ama DAHA iyi olabilirdi diyor. 90 alıyor anne 10 puanın nereden kırıldığını soruyor. İşte burada daha kelimesi baldıran zehirinden bile daha acı gelecektir çocuğa. Çocuk annesinin neden bu kadar doyumsuz olduğuna öfkelenirken aynı zamanda daha iyisini nasıl yapabileceği noktasında çıkmazlara düşüyor. Şöyle ki akşam yemeği için özenerek bir sofra hazırlamışsınız ve eşiniz güzel sofra ama daha iyisini yapabilirdin diyor. Ne tepki verirdiniz? Siz sofranın kötü olmasını bırakın o gün yemek yapamasanız bile eşinizin size anlayış göstermesini istersiniz. Bunu hak ettiğinizi düşünürsünüz.

İkinci ve üçüncü kelime ‘hep ve hiç’

Çocuğunuzla anlaşamadığınız herhangi bir olay veya durumda sen hep böylesin ve sen zaten hiç yapamıyorsun gibi söylenen sözcükler çocuğa sadece negatif duygu yüklemesi yapmakla kalmaz, bu negatif duyguyu onun hayatının genelinde hissetmesine ve yaşadığı en ufak olumsuzlukta ‘benden zaten bir şey olmaz’ duygusuna kapılmasına sebep olur. Bu kelimeleri söyleyen annenin kendisinin de zamanında maruz kalmış olabilir. Yalnız biliyoruz ki bu kelimeler asılsız ve yaftalayan kelimelerdir. Ve kötü olan şey çocuğumuz hep böyle veya hiç böyle değilse bile, biz bu kelimeleri kullanarak değişebilir durumları artık değiştirmemeye başlıyor ve çocukta kalıcı ruhsal hasarlar bırakmaya başlıyoruz.

Çocuk Psikoloğuna Danışarak Sorunların Çözümü Nasıl Olur?

Aileler için çocuk yetirmek şansa bırakılmamalıdır. Arkadaşları ve okul hayatı yanında ev içerisindeki davranışları ve aldığı tepkiler ile televizyon internet gibi diğer araçlar ile hayatı öğrenmesi farklı olumsuz durumlara neden olabilmektedir. Çocukların sağlıklı ve iyi yetişen bireyler olabilmesi için öz güveni yüksek bireyler olmaları gerekmektedir. Bu konuda çocukların bir şeyler yapmasına ve başarmasına izin verilmelidir. Ufak konularda olsa çocukların eyleme dahil olması ve başarıdan pay alması önemlidir. Bu sayede çocuklar değerli olduklarını ve başarabildiklerini görecektir. Çocukların sorunsuz şekilde büyümesi konusunda Pedagog Ve Çocuk Psikoloğu profesyonel destek sunar. Bu terapiler, çocukları olduğu kadar öğretmenleri ve aileyi de kapsamaktadır.

Pedagojik ve Çocuk Psikoloğu Sayesinde Alınan Başarılar Nelerdir?

Sağlıklı bireyler yetiştirmek ve onların doğru insanlar olmasını sağlamak için çabalamak ve zaman harcamak gerekmektedir. Çocuklara eğitim verirken uzun uzun konuşmak yerine bunlar eyleme dökülmelidir. Çocuk ile zaman nasıl zaman geçirilmesi gerektiği, hangi mimiğin ne anlama geldiği, çocukların zaaf noktaları, öfkeleri, kırılma noktaları, büyüklerine söylemek istedikleri, hassasiyetleri ve söyleyemediklerini pedagojik çocuk terapisi ile anlayabilir ve algılayabilirsiniz. Bu durumda mutlu, yaratıcı, özgüveni yüksek bir bireyin oluşmasını sağlar.