Pedagog Nedir, Kime Denir?

Değerli Danışanlarımız size kısa ama öz bir şekilde pedagoji nedir – pedagog kime denir, biz pedagoglar nasıl çalışırız ve  terapi modellerimiz hakkında bilgi vermeye çalışalım

Danışmanlık ve terapi hizmetleri almak isteyen kişilerin aklı pedagog, psikolog, psikoterapist ve psikolojik danışmanlar arasında karışıp gidiyor. Pedagoglar da psikologlar da her biri kendi alanında farklı yöntemler uygulayarak çözümler üreten meslek dallarıdır. Bilişsel ve duygusal gelişim olmak üzere küçük yaştaki bireyler ve ebeveynleri üzerine terapi yapabilen kişiler, Pedagog olarak adlandırılır.

Fakat 2547 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1982 yılından sonra üniversitelerde pedagoji bölümü kaldırılmıştır. Bu bölümün yerine de devlet, eğitim programları ve öğretim bölümü kurumlarında görevlendirilmek üzere Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü kurmakta ve bu bölümün mezunlarını pedagog olarak atamaktadır. Pedagog ücretleri pedagogdan pedagoga değişmekte, pedagogların eğitim ve deneyimlerine göre pedagog ücretleri değişkenlik göstermektedir. Devlet hastanelerinde yoğunluk olduğundan bir tam seans süresi boyunca terapi yapılamayabilir. Özel psikolojik danışmanlık merkezlerinde bu hizmet karşılığında seans bazlı pedagog ücreti alabilmektedir.

 

Pedagog Hizmetimiz Hangi Konuları İçeriyor? Uzm. Pedagog Soner Koşan’a Nasıl Danışabilirsiniz?

  • Alt ıslatma, kekemelik, agresyon, ebeveyn ile olan ilişkileri, Tv-İnternet-Bilgisayar-Telefon bağımlılığı, odaklanma ve motivasyon sorunu, hiperaktivite, okul sorunları, ergenlik döneminde yaşanan sorunlar, yaygın gelişimsel bozukluklar gibi sorunların çözülmesi için küçük yaştaki bireyler ve ebeveynleri ile birlikte çalışır. Merkezimizi arayarak bizimle iletişime geçebilir, randevu alarak danışmanlık hizmetimizden faydalanabilirsiniz.

 

Uzman Pedagog Soner Koşan Kimdir?

 

10/1998 – 04/2004: S. Pedagoji bölümü Bremen Üniversitesi/ ALMANYA
Diploma Tezi:Türkiye ve Almanya’da Sokak Çocuklarının Yaşam Statüleri ile ilgili.
Psikoterapi Eğitimi ve Gelişim Psikolojisi Lisans Üstü Eğitim
Diakonisches Werk, Bremen (Diakon Vakfı ) Almanya’nın Aileden Sorumlu Devlet Uluslararası Aile Terapileri Kongresinde “Senior Projesi Sunumu” (Emekli Olmuş Kişilerin Tekrar Yaşama ve Üretime Kazandırma Projesi)
Avrupa Birliği Bakanlığının (Almanya) bir projesi olan: Türklerin Uyumu ve Entegrasyonu bölümünde proje sorumluluğu.
Almanya Eğitim Enstitüsü Süpervizörlük, Koç’luk Eğitiminde Konuşma terapisi, Kişilik terapisi, Sistematik Aile terapisi, Davranış Terapilerinde Başarı ve Koçluk sertifikası (1000 saatlik)
450 saat Aile Danışmanlığı Eğitimi
Aile Danışmanlarına, Psikologlara yönelik yapılan üniversite onaylı Aile Danışmanlık ders eğitmenliği
Omni ileri Hipnoz Eğitimi
Aile Danışmanlık Eğitim Terapileri Derneği kurucusu
Psikolojik Danışmanlık Dairesi’nde Küçükler ve Gençlerin gelişimleri ile ilgili tüm sorunlarda teşhis terapi ve danışmanlıklar,
IFZ Frankfurt Aile Merkezinde  kronik psikotik hastaların rehabilitasyonu alanında  gözlem katılım çalışması
Projesinde Uzman ve Danışman olarak çalışma
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde Psikotik Hastaların rehabilitasyonunda 1,5 yıl çalışma.
İFTA International Family Therapy Association (Uluslararası Aile Terapileri Derneği) üyesi
Ulusal ve uluslararası Psikiyatri Kongrelerinde sunum çalışmaları
Bremen’de bağımsız gazetecilik, (Uluslararası Bağımsız Gazeteciler Birliği Üyeliği /Als Freie Journalist)
7. Ulusal Sokak Çocukları Kongresi’nde onları Topluma Kazandırma ve Aile Terapisi Projesi sunumu

2013 yılından günümüze kadar Bilinçli Anneler Okulu Sosyal Sorumluluk Projesi ile Uzman Pedagog Soner Koşan 5 ilçemizde Milli Eğitim Müdürlükleri desteğiyle 13.000’i aşkın anneye eğitim, danışmanlık hizmeti vermiştir.

Uzman Pedagog Soner Koşan 10 yıldır kurmuş olduğu S Konsept Danışmanlık Merkezinde pedagoji, bireysel, aile, çift danışmanlık hizmetlerini yürütmektedir.

 

Uzman Pedagog, Psikoterapist Soner Koşan ile annelerin sıklıkla yaşadığı, çözmekte zorlandığı sorunlara değindik.

Çocuklarla olan iletişimimizi nasıl kurmalıyız? Onların dünyasını nasıl daha iyi algılarız?

Bir Pedagog olarak sorunlarda genelde anne veya babanın çocuğuyla ilgili yakınmalarını dinleriz, çünkü o kendini ifade edebilir, şikâyetlerini dile getirebilir. Çocuğum agresif, dağınık, tembel, asosyal, çekingen vs.

Peki çocuğun gözünde biz neyiz? Neticede o sizin gibi dile getiremiyor.

Örneğin 3 yaşında bir ufaklık, anne çocuğunun bütün şekerlerini yiyor, yahut oyuncağını istemeden kırıyor. Vereceğim bu örnekler size göre basit de kaçabilir fakat düşünün sizler için otomobiliniz en sevdiğiniz kıyafetiniz ne kadar değerliyse onlar için şeker veya oyuncak o denli kıymetlidir.  Genelde tutumumuz yaptığımızı telafi etmek, şekeri yahut oyuncağı alıp yerine koymak, hatta fazla fazla almak yahut altı üstü bir şeker ya da oyuncak diyerek kızmak olacaktır.

Yerine koymak ve onu ağlatmamak noktasında hareket ediyoruz genelde.

Ama işte burada çok ama çok önemli bir noktayı atlıyoruz. Çocuğun duygusuna inmiyoru!

Çocuğun duygularına inip onun ne hissettiğini anlamayı, onunla konuşmayı tercih edersek, ona hisleriyle ilgili sorular sorup dinlersek çocuğun bize duyduğu öfkeyi dindirecek, çocuğun gazını almış olacağız. Bu yöntemle onlar;

  • Duygularının ne denli önemli olduğunu hissedecek,
  • Duygularını ifade edebilmeyi tecrübe edecek
  • Annesinin gerçekten yaptığı hata için çok üzgün olduğunu hissedecek ve artık ağlamayı ve annesine öfke duymayı bırakacak.
  • Annesinden özür ve özeleştiri yapmayı öğrenip ileride kendisinin de özeleştiri yapabilmeyi öğrenecek.

Bu maddeleri uyguladıktan sonra yapılacak olan telafi anlamlı olacaktır. Öteki türlü çocuğun duygularına inmeyen, onu anlamadan gelen telafi belki çocuğu susturabilir ama size olan öfkesini yok etmeyecek, bunun gibi birtakım hareketleriniz oldukça bu öfkeler çocuğun size karşı hissedeceği bir takım yargıların temeli olacaktır. Zamanla içine attığı ve size yansıtmadığı olumsuz duyguları sizlere aktaramadığı için agresifleşecek ve sizinle inatlaşacaktır. Şeker örneğini yaşamınıza uyarlarsak,

Evlilik yıldönümünüz, güzel bir sofra hazırlamış eşinize hediyeler almışsınız. Eşiniz geldi şaşırdı, ve evlilik yıldönümünü unuttuğu için bir koşu çıkıp bir demet çiçek alıp geldi. Bu telafi sizi mutlu etmek için yeterli olacak mı? Tartışılır ama muhtemelen olmayacaktır çünkü sizin duygunuzu anlamamıştır.

Biz mantıksal yaşamımızda zorlanıyorken onların duygu dünyasında bunlar daha zordur.

Pedagog olarak önerim çocuk ile olan ilişkilerinizde de duygu odaklı bakmaya özen gösterin. İnanın bu şekilde çocuğunuzla aranızda özel ve olumlu bir bağ kurabilmenin en önemli temelini atmış olacaksınız.

 

Annelerin şikayet ettiği en büyük sorunlardan birkaçı da internet, televizyon, tablet bağımlılığı. Bir çocuk neden teknoloji bağımlısı olur ve anneler çocuklarına nasıl yönelmeli?

Bilinçli Anneler Okulu kapsamında okullarda verdiğimiz eğitimlerde yapmış olduğumuz görüşmelerde pedagog olarak gördüm ki annelerimizin neredeyse %80-90’ı çocuğunda bir şekilde internet, oyun veya tv programlarının başından kalkmadığından şikâyetçi. Bu kadar yaygın ve bu kadar ciddi bir sorunun üzerinde hazır hap bilgiler vermek, ödül ceza gibi çözüme ulaştırmayan ve çocuğunuzla sizi uzaklaştıran yöntemler yerine sorunu derinden inceleyelim.

İnternet, sosyal medya, tv programları insanın kendini bile neredeyse unuttuğu, oyalandığı, zamanı öldüren, sanal bir mutluluk veren kaynaklar. Bizler bile kendimizden yola çıkarsak, yaşamımızda karşılaştığımız sorunlardan kaçıp bir nefes almak yahut yalnızlığımızı örtmek için tv veya internete yöneliriz. Bilgisayar oyunları ise kazandırdığı bonuslar, puanlar, haklar sebebiyle keza aynı şekilde sanal mutluluk deryasıdır. Bu cümleler bize bir takım ipuçları veriyor. Şöyle…

  • Çocuk aile ilişkilerinde yeterli ilgiyi göremiyor ise,
  • Anne ve babasıyla doğru ve yeterli duygusal bağı hissedemiyor ise
  • Evde huzursuzluk, kavga veya anlaşmazlık var ise…

Gerçek yaşamda göremediği sevgi ve huzuru, kolay kazanabilen daha pratik bir şekilde ulaşabildiği kaynaklardan yani sanal mutluluk kaynakları dediğimiz tv, bilgisayar, tablet veya telefondan almaya başlıyor. Keza aynı şekilde,

  • Çocuk evde annesi ve babasından yeteri kadar takdir göremiyorsa,
  • Onurlandırılmıyor, başarıları görünmüyor yahut başarılarının üzerinde çok fazla durulmuyorsa

Yine yaşamında göremediği takdiri bilgisayar oyunlarında gördüğü bonuslar, puanlar ile gideriyor. Çünkü bilgisayarda hem eğleniyor, hem de kazandığı her oyunda bir takdir yani bonus puan ve başarı görüyor. Ebeveynin göstermediği takdir ve başarılı olma hissini bu kaynaktan kolaylıkla alabilmeleri kendilerini bu anlamda ciddi şekilde internet bağımlısı haline getiriyor. Evde sevgi ve huzurun hakim olduğu bir ortam

Peki anneler olarak iletişimde altın kural olarak nelere dikkat etmeliyiz? Uzman Pedagog olarak annelere öneri olarak ne söylemek istersiniz?

Bu çok uzun ve birçok dinamikleri detaylı şekilde incelmemiz gereken bir konu. Fakat kısaca şuna değinebiliriz. Bir anne neye sahipse çocuğuna da onu veriyor. Yalnızlığı varsa yalnızlığını öfkesi varsa öfkesini yaşama sevinci varsa mutluluğunu. Çocuğa nedeninin ne olduğunun önemi olmadan sadece sarılmanın yeterli olduğunu düşünüyorsanız biraz daha düşünün derim. Çocuğa neden sarıldığımız çok önemli. Eğer salt mutluluğumuzdan değil de yalnızlığımızdan sarılıyorsak bu sarılmanın altındaki yalnızlığı onlar hissediyor. Çocuk annenin hayattaki tek dayanağı hatta her şeyi oluveriyor. Bu durum büyük bir yük ve sorumluluk olarak onun küçük omuzlarına biniyor. Siz yalnızlığınızdan sıyrılıp mutlu hale geldiğinizdeyse o sizin bu uzaklaşmanızı ihanet olarak yorumluyor. Bu sebeple kendimizi tanımamız, içsel yolculuğumuz, duygularımızı dinlememiz ve buna göre davranış ve tutumlarımızı organize etmemiz önemli rol oynuyor. İçinden çıkamadıkları durumlarda alanında uzman bir pedagoga danışmaları iyi olacaktır.